Maziden Bir Alıntı Yükseklerde yeşilin bin bir tonunun yaşandığı, çam kokularının semaya yükseldiği, buram buram köknar, pelit, meşe, fındık kokularının yayıldığı, güzel bir köy İslamlı... Eskiden her günün bir önemi vardı
Maziden Bir Alıntı
Yükseklerde yeşilin bin bir tonunun yaşandığı, çam kokularının semaya yükseldiği, buram buram köknar, pelit, meşe, fındık kokularının yayıldığı, güzel bir köy İslamlı...
Eskiden her günün bir önemi vardı. Pazartesi çocuklar için en güzel gündür. Hafta başıdır ( şehre gidilir). Bugün ilçedeki bütün köyler şehre(güzel ve şirin ilçe Reşadiye) gelirdi. Bu olay çocuklar için çok önemlidir; çünkü pazartesi günleri şehre giden büyükler hediye getirirdi çocuklara.Buralarda her günün,her mevsimin ayrı bir anlamı vardı.
Nisan ve mayıs ayları çayırları, otlakları ,yeşili, çimen kokularını akla getirir. Mayıs 15’den sonra hayvanları çocuklar otlatmaya çıkarır. Doğada bir canlılık başlamış, pelit, meşe ve her çeşit ağaca yaratıcı tarafından can suyu verilmiştir.
Ve can suyunu almış doğa, yeşil elbise giymiştir.Tabiatın her noktasında insanı çeken ,insana huzur ve mutluluk veren bir özellik vardır. Köydeki çocuklar artık gruplar halinde hayvan otlatmaya çıkarlardı.Hayvan otlatmanın çocuların için ayrı bir değeri vardı.Çünkü her çocuk en yakın arkadaşlarıyla akşama kadar beraber olurdu.Ve daha birçok yaşanmışlıklar...
Haziran 15’de Katıyayla’ya göç edilir. Artık çocuklar rahatlamıştır. Çünkü yaylada çayırlarda, ağaçlar arasında hayvanlar bir müddet kendileri otlayacaktır; daha sonra da sığırtmaç eşliğinde toplu bir şekilde güdülecektir. Temmuz sonlarına doğru ise Akpınar yaylasına, Canik dağlarının doruk noktasına göç edilirdi. Akpınar’ın buz gibi suları, uçsuz bucaksız çimenlikleri, Erdem Kırı ,Yedi ve Kırk gözler ve daha birçok eşsiz güzellikleri vardı. İki ay burada kalındıktan sonra artık Katıyayla’ya dönme zamanı gelmiştir.
Köyde hasat yapılmış, kışlık ihtiyaçlar hazırlanmıştır.Artık Katıyayla ve köy civarında her yer hayvanların otlaması için meradır.
Sonbarın sonlarına doğru kar ve soğuk kendini hissettirmeye başlardı.Kışın gelmesiyle birlikte güzel hatıralar yine ortaya çıkardı.Kışın verdiği zevk bu köyde yaşayanlar için çok ayrı idi.Çocuklar kar topu oynar, kızaklarıyla kara ve soğuğa hiç aldırış etmeden kayık yaparlardı.Tahtadan ve at kılından yapılan kılcanlarla kuşları yakalamaya çalışırlardı.Kışın kadın en büyük uğraşı çıkrıkta ip eğirmekti.Kısacası hayat dolu dolu yaşanıyordu.
Köydeki güzelliklerden birisi de misafirperverlikti.Köye gelen satıcılar,yolcular vb. köy halkı tarafından misafir edilir.Gece kalacak olanlar Köy Odasında misafir edilirdi.
Köyde en unutulmazlar arasında düğünler ve bayramlar ilk sıralarda yer alır. Hele o yaşlıların hayat mücadeleleri anlatmakla bitmez. Bayramlar neşeli geçer.
Bir hafta önceden pazara gidilir.Çocuklara hediyeler alınır, yemeklikler alınır.
Yemekler sabahın erken saatlerinde ateşe konurdu. Bayram hazırlıkları akşamdan bitirilir ve huzurlu bir şekilde herkes bayram namazı vaktine kadar uyurdu.Erkekler Bayram namazına gider , kadınlar ise yemekleri ve ev hazırlıklarındaki eksikleri tamamlarlar, erkeklerin namazdan gelmesini beklerlerdi.Namazdan sonra köydeki her hane karınca kararınca yapmış oldukları yemeklerden birer tabak koyar ve köy meydanına getirirlerdi. köyün erkekleri hep beraber yemekleri yerdi. Tam bir bayram yaşanır, herkes evine dağılır, küçükler hane atlamadan büyüklerin ellerinden öper ve daha sonra uygun bir harmanda maç yaparlar, cokke, saklambaç gibi oyunlar oynarlardı.Yani çocuklar bayramı doyasıya yaşarlardı.Aslında bu köyde her gün ayrı bir bayram yaşanırdı.Bakarsanız her günün akşamı bayram coşkusu yaşanırdı.
Ve daha nice yaşanan güzellikler vardı... |